8 Ağustos 2024 Perşembe

It takes practice

Kara bulutlarin altinda her gün güneşli günlere yürüyen biriyim ben. Çiseleyen yağmura aldanmayan, vardığında çok güzel olacağını bilen bir insanım ben. Varılacak yere asla ulaşmamayı da seven, benim sanırsam. Neyse bu çok cafcaflı birilerine yazılan bir yazı değil. aradaki boşlukları doldurmayacağım. koşup koşup herşey daha güzel olacak diye uman benim. Her zaman bunu yaparken içimdeki korku ve endişe ise beni mahvediyor. Sanki ilerleyemiyorum. Sanki o günlere varamıyorum gibi hissetmek beni ne kadar üzüyor biliyor musunuz acaba. ben anlamadan o kadar üzülmüşüm ki gerçekten tarif etmek çok zor. Tek isteğim varabilmeye uğraşmak. Uğraşmak içinde bir hedefe ihtiyacımın olduğunu biliyorum. gerçekten hedefe bu kadar ihtiyacım var mı onu bilmiyorum. Doğrum nedir yanlışım nedir. Bunları düşüneli çok oldu galiba. Kararlarımı verirken bir çok muamma ile beraberim ama başarmak için her yolun köşesinden dönmeye hazır olabilmek için bütün kararlığımı sürdürmeye de çalışıyorum. Bütün kararlarımı bir kenara bırakabilmeyi o kadar isterdim ki. Hayata yeniden başlayabilmek adına. Şöylesine durup vazgeçmek beni çok rahatlatıcak. Bir kenarda durup acaba ne istiyorum diye düşünmek. Çünkü bunu öylesine bilmiyorum ki. Sadece en iyisi ile yitiniyorum. bugün avatardaki güzel sahnede şunu gördüm. Temiz bir kalp bütün ilizyonlar ve yalanlara karşı hala bildiğini yapabilendir. Yanlışı yapmaya neden bu kadar hevesli olmaya başladım. Bunu gerçekten anlamak benim için çok zor. İçimden geldiği gibi davranmak neydi hatırlamakta bile zorlanıyorum. Olduğum insanı unutuyorum gerçekten. Bir şeylerden kaçmak için bir çok şey. Hani öylesine terleyerek uyuduğunuz uykular vardır ya. Bitmek bilmezler. En derinlerin sarsılmıştır ne olduğunu anlayamamışsındır. Sadece tek isteğinin, esasında bırakabilmek olduğunu anlarsın. Vazgeçmek, bazı hedeflerden vazgeçmek. Bırakmak ise senin için en zor olan şeydir. Peki benim nedir bu verdiğim kararlar. Nedir beni bu yolda durmadan hareketsiz kaldığımda mutsuz hissettiren şey? Nedir eşime bu kadar baskı kurduran, beni her an huzursuz eden şey. Hayatımda en son ne zaman bir yere yetişmek zorunda kalmadım. Ne zaman erken uyandım. Ne zaman kaçmaya çalışmadım hayatın getirdiklerinden. Cevabını bilmediğim sorular sormamalıyım sanırsam.

Aklıma o gün geliyor, 13 yaşında liseye yeni başlamış bir çocuk olarak, beni terkeden o kızdan sonra neden üzüldüğümü anlamamıştım. Bedenim benden istemediğim tepkiler vermişti. O günkü saflığımı hala hatırlıyorum. İnandıklarıma ve doğrularıma o kadar bağlıydım ki. İnsanların başka düşünebileceklerini veya öyle olsa bile paylaşamayacaklarına bir türlü anlam veremiyordum.  O zamanki saflığımı hatırlıyorum. O zaman ölümün gerçekliğini hiç düşünmezdim. Sonrasında düşündüğüm zamanlarda oldu evet oldu ama ondan vazgeçmiştim. Ölmekten vazgeçmiştim. Yaptıklarımın bu dünyada hiçbir anlamı olmadığını... Öylesine boş bir ceviz gibi yuvarlanıcak zifiri bir karanlıktı bu dünya. Bazen sadece yaşamak için yaşamalı, Olman gereken insan sorusunu sormayı bırakmalı ve olduğun insan olabilmelisin. Bu sebeplede 17 yıl geriye döndüğünde o Batıkana söylenebilecek en güzel söz de o olurdu. İnsanları olduğu gibi kabullenebilmelisin. Senden istemedikçe, onların karar ve kişiliklerine karışamazsın. Aynı şekilde sende bedeninin bu kadar üstüne gitmemelisin Batıkan. Olduğun ve yaşamaktan keyif aldığın kişiyi hatırlamak zor biliyorum. Kendin olmanın zor olduğu ve sana çok acı verdiği günleri unutmadın. Ne diyebilirim ki demiştim. Kolay olanı seçtin demekten başka. Bir insanın buna ise her zaman hakkı vardır. Buna saygı duyman gerekiyorsa gerekiyordu. Acıda sevgi de bu hayatın bir parçası. İçinden gelen herşeye saygı duymalısın bence.

Bırakıp gitmek o kadar kolay mı gerçekten? Bilmem olmadı diyip gidebilmek, misal bu ben değilim işte. Bazen bunu demekte zorlanıyorum. Şimdi öyle yapması gerektiğini başkasına söylemek kolay ama, ya o insan öyle değilse, ya gerçekten bunu yapmak onun için hiç kolay değilse. Yada tam terside olabilir. Bunu yapabilmek bazıları için çok kolaydır. kim bilir, her insan olduğu gibi olmalıdır sonuçta öyle değil mi? Bu özgürlük onlara tanınabilmelidir. Hayatta ki belki bir politik veya dünya görüşü olarak adlandırılabilecek şeyimiz neyse oda budur, yani bu olmalıdır. maddi manevi bu özgürlük insanlara cüzi bir şekilde sağlanması elzem olmalıdır. 

Vazgeçemediğim tek şey de budur herhalde, özgürlüğüm. Bunu elde edebilmek için yaşadığım korku ve endişe belki de beni buraya geldiğimden beri, son 2 senedir, kasıp kavurdu. Sıkışmış hissede durmaktı. Hissettiğim şeyin beni sarıp sarmalaması, köşeye sıkışmış kedi misali saldırmam ve umutsuzluğum. Esasında vardığım yerde seçimlerimin hala olduğunu ve buraya gelmeyi benim kendimin seçtiğini unutmamam gerekiyordu.

Unuttuğum şeyki herkese söylediğim bahaneleri ben kendimde bulmuşum. Kendim olmak yerine, ama öyle dedi/der, ama bende bunu yapmış olmam gerekmiyor muydu gibi sözlerle doluyum. Hayatı bazen akışına bırakıp, akışı içine alıp senle özleşmesini sağlamak, değişimle beraber kendine gerçek dünyada yer bulabilmek. Bunların elzemliğini hiç kimse tartışmıyor herhalde. Fakat öyle bi kaptırdım ki, hayatta kendime ait bu cüzi irademin aldığı kararları yok sayarmışçasına, sadece birilerinin ve birşeylerin düşüncesi veya parçası olmaktan öteye gidemedim. Şimdi ise kendimi yaşamak yerine, yıllarca süren bireysel çabalarımla toparladığım psikolojim ve kişiliğimi yaşamak yerine. Yorgun ve yoğun geçen günlerin ardından en ufak bir özgürlük kısıtında kendine olan özgüvenini kaybedip. Sadece kabullendirmeye veya olağan olmaya çalışmanın anlamını bana anlatır mısın? Ben bunu bulamıyorum. Kimlere verilmiş ne sözler ki onların ne önemi var? Hayatta beni ben yapan benin yani en güzel benin üzerine söylenecek ne gibi eleştiriler var? Ben mükemmel değilim ama kusura bakmayın ben benden başkası da değilim. 

Belki de hazır değildim. Bunu eşimden duyduğumu hatırlıyorum ama ben söylemedim galiba.  Düşünmedim ve atladım. Kervan yolda düzüldü. Şuan hayatımdaki kararların ve sonuçlarının özgürlüğünü yaşayabilecek bir benliğe sahibim.

 

Ben Kimim;

 

Ben Benliğe saygı duyan biriyim; 

Herkesin karakterine ve kişiliğine saygı duyan, ve insanların kendini gerçekleştirmesini isteyen ve buna destek olan biriyim.

 

Ben Seçen ve yaşayanım;

Seçimlerimi Benliğime uygun seçen, seçtiğini de benliğine uygun yaşayanım.

 

Ben Paylaşırım;

Yaşadıklarımı, hissettiklerimi, bildiklerimi ve hayallerimi hep paylaşırım.

 

Ben yaşadığımın hakkını veririm;

Yaşarken, ben yaşadığımı hissederim.

 

Ben her anı kendi gibi yaşayabilenim.

Ben mükemmel olmayanı ama yine de kendini, o an ki kararlarıyla yaşayabilenim.

 

Ben öğrenirim.

Okurum, dinlerim ve tartışırım.

 

Ben Hayattan Keyif alanım.

Daha iyisi için uğraşırken acı çekmeye gerek duymayanım. 

 

Ben hayatın bir parçasıyım.

Sevildiği yer ile ait olmakta zorlandığı yerler arasında kendisi gibi hissetmeye devam edebilenim.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder