Kara bulutlarin
altinda her gün güneşli günlere yürüyen biriyim ben. Çiseleyen yağmura
aldanmayan, vardığında çok güzel olacağını bilen bir insanım ben. Varılacak
yere asla ulaşmamayı da seven, benim sanırsam. Neyse bu çok cafcaflı birilerine
yazılan bir yazı değil. aradaki boşlukları doldurmayacağım. koşup koşup herşey
daha güzel olacak diye uman benim. Her zaman bunu yaparken içimdeki korku ve
endişe ise beni mahvediyor. Sanki ilerleyemiyorum. Sanki o günlere varamıyorum
gibi hissetmek beni ne kadar üzüyor biliyor musunuz acaba. ben anlamadan o
kadar üzülmüşüm ki gerçekten tarif etmek çok zor. Tek isteğim varabilmeye
uğraşmak. Uğraşmak içinde bir hedefe ihtiyacımın olduğunu biliyorum. gerçekten
hedefe bu kadar ihtiyacım var mı onu bilmiyorum. Doğrum nedir yanlışım nedir.
Bunları düşüneli çok oldu galiba. Kararlarımı verirken bir çok muamma ile
beraberim ama başarmak için her yolun köşesinden dönmeye hazır olabilmek için
bütün kararlığımı sürdürmeye de çalışıyorum. Bütün kararlarımı bir kenara
bırakabilmeyi o kadar isterdim ki. Hayata yeniden başlayabilmek adına.
Şöylesine durup vazgeçmek beni çok rahatlatıcak. Bir kenarda durup acaba ne
istiyorum diye düşünmek. Çünkü bunu öylesine bilmiyorum ki. Sadece en iyisi ile
yitiniyorum. bugün avatardaki güzel sahnede şunu gördüm. Temiz bir kalp bütün
ilizyonlar ve yalanlara karşı hala bildiğini yapabilendir. Yanlışı yapmaya
neden bu kadar hevesli olmaya başladım. Bunu gerçekten anlamak benim için çok
zor. İçimden geldiği gibi davranmak neydi hatırlamakta bile zorlanıyorum. Olduğum
insanı unutuyorum gerçekten. Bir şeylerden kaçmak için bir çok şey. Hani
öylesine terleyerek uyuduğunuz uykular vardır ya. Bitmek bilmezler. En
derinlerin sarsılmıştır ne olduğunu anlayamamışsındır. Sadece tek isteğinin,
esasında bırakabilmek olduğunu anlarsın. Vazgeçmek, bazı hedeflerden vazgeçmek.
Bırakmak ise senin için en zor olan şeydir. Peki benim nedir bu verdiğim
kararlar. Nedir beni bu yolda durmadan hareketsiz kaldığımda mutsuz hissettiren
şey? Nedir eşime bu kadar baskı kurduran, beni her an huzursuz eden şey.
Hayatımda en son ne zaman bir yere yetişmek zorunda kalmadım. Ne zaman erken
uyandım. Ne zaman kaçmaya çalışmadım hayatın getirdiklerinden. Cevabını
bilmediğim sorular sormamalıyım sanırsam.
Aklıma o gün
geliyor, 13 yaşında liseye yeni başlamış bir çocuk olarak, beni terkeden o
kızdan sonra neden üzüldüğümü anlamamıştım. Bedenim benden istemediğim tepkiler
vermişti. O günkü saflığımı hala hatırlıyorum. İnandıklarıma ve doğrularıma o
kadar bağlıydım ki. İnsanların başka düşünebileceklerini veya öyle olsa bile
paylaşamayacaklarına bir türlü anlam veremiyordum. O zamanki saflığımı
hatırlıyorum. O zaman ölümün gerçekliğini hiç düşünmezdim. Sonrasında
düşündüğüm zamanlarda oldu evet oldu ama ondan vazgeçmiştim. Ölmekten vazgeçmiştim.
Yaptıklarımın bu dünyada hiçbir anlamı olmadığını... Öylesine boş bir ceviz
gibi yuvarlanıcak zifiri bir karanlıktı bu dünya. Bazen sadece yaşamak için
yaşamalı, Olman gereken insan sorusunu sormayı bırakmalı ve olduğun insan
olabilmelisin. Bu sebeplede 17 yıl geriye döndüğünde o Batıkana söylenebilecek
en güzel söz de o olurdu. İnsanları olduğu gibi kabullenebilmelisin. Senden
istemedikçe, onların karar ve kişiliklerine karışamazsın. Aynı şekilde sende
bedeninin bu kadar üstüne gitmemelisin Batıkan. Olduğun ve yaşamaktan keyif
aldığın kişiyi hatırlamak zor biliyorum. Kendin olmanın zor olduğu ve sana çok
acı verdiği günleri unutmadın. Ne diyebilirim ki demiştim. Kolay olanı seçtin
demekten başka. Bir insanın buna ise her zaman hakkı vardır. Buna saygı duyman
gerekiyorsa gerekiyordu. Acıda sevgi de bu hayatın bir parçası. İçinden gelen
herşeye saygı duymalısın bence.
Bırakıp gitmek o
kadar kolay mı gerçekten? Bilmem olmadı diyip gidebilmek, misal bu ben değilim
işte. Bazen bunu demekte zorlanıyorum. Şimdi öyle yapması gerektiğini başkasına
söylemek kolay ama, ya o insan öyle değilse, ya gerçekten bunu yapmak onun için
hiç kolay değilse. Yada tam terside olabilir. Bunu yapabilmek bazıları için çok
kolaydır. kim bilir, her insan olduğu gibi olmalıdır sonuçta öyle değil mi? Bu
özgürlük onlara tanınabilmelidir. Hayatta ki belki bir politik veya dünya
görüşü olarak adlandırılabilecek şeyimiz neyse oda budur, yani bu olmalıdır.
maddi manevi bu özgürlük insanlara cüzi bir şekilde sağlanması elzem
olmalıdır.
Vazgeçemediğim
tek şey de budur herhalde, özgürlüğüm. Bunu elde edebilmek için yaşadığım korku
ve endişe belki de beni buraya geldiğimden beri, son 2 senedir, kasıp kavurdu.
Sıkışmış hissede durmaktı. Hissettiğim şeyin beni sarıp sarmalaması, köşeye
sıkışmış kedi misali saldırmam ve umutsuzluğum. Esasında vardığım yerde
seçimlerimin hala olduğunu ve buraya gelmeyi benim kendimin seçtiğini unutmamam
gerekiyordu.
Unuttuğum şeyki
herkese söylediğim bahaneleri ben kendimde bulmuşum. Kendim olmak yerine, ama
öyle dedi/der, ama bende bunu yapmış olmam gerekmiyor muydu gibi sözlerle
doluyum. Hayatı bazen akışına bırakıp, akışı içine alıp senle özleşmesini
sağlamak, değişimle beraber kendine gerçek dünyada yer bulabilmek. Bunların
elzemliğini hiç kimse tartışmıyor herhalde. Fakat öyle bi kaptırdım ki, hayatta
kendime ait bu cüzi irademin aldığı kararları yok sayarmışçasına, sadece
birilerinin ve birşeylerin düşüncesi veya parçası olmaktan öteye gidemedim.
Şimdi ise kendimi yaşamak yerine, yıllarca süren bireysel çabalarımla
toparladığım psikolojim ve kişiliğimi yaşamak yerine. Yorgun ve yoğun geçen
günlerin ardından en ufak bir özgürlük kısıtında kendine olan özgüvenini kaybedip.
Sadece kabullendirmeye veya olağan olmaya çalışmanın anlamını bana anlatır
mısın? Ben bunu bulamıyorum. Kimlere verilmiş ne sözler ki onların ne önemi
var? Hayatta beni ben yapan benin yani en güzel benin üzerine söylenecek ne
gibi eleştiriler var? Ben mükemmel değilim ama kusura bakmayın ben benden
başkası da değilim.
Belki de hazır
değildim. Bunu eşimden duyduğumu hatırlıyorum ama ben söylemedim galiba.
Düşünmedim ve atladım. Kervan yolda düzüldü. Şuan hayatımdaki kararların
ve sonuçlarının özgürlüğünü yaşayabilecek bir benliğe sahibim.
Ben Kimim;
Ben Benliğe saygı
duyan biriyim;
Herkesin
karakterine ve kişiliğine saygı duyan, ve insanların kendini gerçekleştirmesini
isteyen ve buna destek olan biriyim.
Ben Seçen ve
yaşayanım;
Seçimlerimi
Benliğime uygun seçen, seçtiğini de benliğine uygun yaşayanım.
Ben Paylaşırım;
Yaşadıklarımı,
hissettiklerimi, bildiklerimi ve hayallerimi hep paylaşırım.
Ben yaşadığımın
hakkını veririm;
Yaşarken, ben
yaşadığımı hissederim.
Ben her anı kendi
gibi yaşayabilenim.
Ben mükemmel
olmayanı ama yine de kendini, o an ki kararlarıyla yaşayabilenim.
Ben öğrenirim.
Okurum, dinlerim
ve tartışırım.
Ben Hayattan
Keyif alanım.
Daha iyisi için
uğraşırken acı çekmeye gerek duymayanım.
Ben hayatın bir
parçasıyım.
Sevildiği yer ile
ait olmakta zorlandığı yerler arasında kendisi gibi hissetmeye devam
edebilenim.