12 Aralık 2013 Perşembe

Bir Ben

Ohooo, bir ben vardı benden ötürü bea :D Nerde kaldı onlar... kimdi kimlerdi... ama en güzeli hep bendi :)

Yazıya bütün samimiyetim ile başlamak istiyorum, özlem duyduğum herşeye, herkese hitaben yazıyorum. Gözlerinden öpüceklerim, sımsıkı sarılacaklarım ve bir ömür seveceklerim için... Herkes için...
Manevi olarak gözüken ama maneviyatından çok benle özümleşmiş geri kalan herşey için...
Sizler için... Sizlere hatırlatmak için... Bir ben vardı...

Ya hani işte bilirsiniz, kıçını devirip yatan, bütün gün ne yapacağını düşünen bir ben  vardı, öyle boş boş aylak aylak gezen... belki farketmişsinizdir,  o anormalliğimden eser kalmadı benim ya... harbi harbi sorumluluklarımın bilincindeyim ben...  O öyle derin düşüncelere dalmalar, düşündüklerinin etkisinden kurtulamayan sonrada günlerce uyuyup unutmaya çalışan ben yok artık, durmadan acılar çeken, sorun yaratmak gibide görseniz, sorunları gözünüze sokan ben yok artık... Tamam, kabul ben şevkle buluyordum o sorunları... ama o ben işte yok artık... öyle bir bakışta 20 hayale dalan ben yok artık... Vay be sizden farklıyım ama, ne önemi varki, sizlerde benden farklısınız sonuç olarak hani.. diyen ben de yok artık... ya ben yokum...

Düzenli olmak ne kadar çok güzel getirileri olan bir şeyse, bana ters arkadaşım, kafamın içinde ne yapıcağımı bilmek bile bana ters.. Hep öyleydi, düzen bana ters, ben anı yaşayan biriydim, ve her zaman kimseye bağlı kalmadım, kimseyi sahiplenmemiştim ben.. Yaptığım herşeyi ben yapmak istediğim için yaptım, daha hiç pişman olmadım, ama düzenli olmak insanı pişmanda ediyormuş, ben bu huyunu bile sevmedim düzenli olmanın. Sınav mı peh.... kötü geçsin napalım yani napabiliriz, istemiyorum demek kadar rahattı herşey... çünkü oydum ben, yapmam gerekenleri şevkle, ya yapılmasını istemiyorum yapmam gereken daha önemli şeyler var diyebiliyordum içimden, misal "acaba insanlar kendi düşkünlüklerine bu denli bağlı kalmak zorundalarmı yaşamak için" diye bir soru benim için bir fizik sınavından hep önemli olmuştu.  Tamam kabul, sizler gibi öğrenci olup okuyup güzel yerlere gelicektim, hatta çoğunuz için ben sizin yapabildiklerinizin fazlasını yapabilecek kapasiteye sahiptim ve hatta bu çok az çalışmalarım ile yine sizden iyi olmam ile bunu kanıtlıyordum bir nevi. Bazılarına göre belki bu bile yetersiz kaldı çoğu zaman, ama bu bir şeyi asla değiştiremiyordu, ya ben yine kendi istediğimi yapıyordum. Kendi doğru gördüğüm şeyleri...

Bu Konuda zamanın benim üzerimdeki etkilerinden bahsetsem muhtemelen, size anlatabilmem için daha açık olabileceğimi düşünüyorum. Eskiden zamanı ben kontrol ederdim, gecenin 3 ünde kalkar, yapmak istediğim şeyleri yapardım, uyurdum, ders vaktim benim zamanıma uyarsa giderdim, uymassa gitmezdim, ki zaten uymazdı hiçbir zaman :), günde yeri gelir 14 saat uyur yeri gelir 3 saat uyurdum, saatin kaç olduğuna bakmazdım bile, Birden karar verir ve yapardım, plan asla yapmazdım, o an gidilmesi gereken dakikadaki hal ve durumuma göreydi. Canım ne istiyorsa onu yer, para durumunu düşünmezdim..
Ya ne güzel sorumlulukların var diyorsunuz... ama ben böyle değildim nasıl mı değildim.
Her gün saat 10 da kalkmak zorunda hissetmezdim kendimi, Bunun için erken uyumazdım. Ya ben yapılcak birşey bulduğumda idarem yettiği kadar yapardım, araştırırdım, bu bendim ne istersem onu yapardım. Ben hani hep ucuz yiyeyim demezdim, para biriktireyi bunu ödeyim, böyle görüşeyim, aa dur şunu aramam lazımdı, aa şu yapılacaktı, a şu okunacaktı, aa ödev var dur 4 saat uğraşayımda bitireyim demezdim ya...

Kısacası salaş hayatımdan ne kadar memnun değilsem, şuanki düzenli hayatımdanda memnun değilim, çünkü ne istediğimi unuttum ben kendimden uzaklaştım ve şimdi günlerdir online oyun peşindeyim, başka dünyalarda kaybolmaya çalışıyorum ve bulduğum anda birini içine düşücem ve kaybolucam. Artık hayatta yaptığım şeylerden zevk alamamaya başladım çünkü ne yapmam gerektiğini artık bilmiyorum, ben yapıyormuşum gibi gelmiyor, yapılması gereken şeylermiş gibi geliyor bu yaptığım şeyler, ve bunaldım gerçekten bunaldım... diyeceksiniz rahat mı batıyor... ya rahatı sevmiyorsam napacaksınız :D

Uzun lafın kısası, bir ben vardı o olamadım, o olamayan bende olduğu benden zevk alamıyor. Güzel uzun bir tatil keser beni esasında ya :D ama laf dinletebilmem lazım, kendime etrafımdakilere, şevkle tatil yapmam lazım... biz olmalıyız, ben olmalıyım orda...

4 Temmuz 2013 Perşembe

Bazeen

Yüzüme bakıp seni çok seviyorum diyişin aklıma geliyor. Sonra hayal kuruyorum bre yoldaş sev beni de, vatanını hürriyetini daha çok sev diyorum.
Sevismelerimiz aklıma geliyor da, ardından bir sigara yakıp, sen olmasan bre kadın, nasıl katlanirdim acaba bunca sorumluluğa, bunca acıya diyorum... sen inanmasan ben nasıl inanirdim kurtuluşa diyorum..
Elimi tutuşun geliyor da aklıma, bre onca savaşta, hissetmeseydim tenini, nasıl sadık kalabilirdim, varlığımızın devam edeceğine diyorum.
Aglayisin geliyorda aklıma, nice canlar kıyıldı da ben bir gözyaşına kiyamazken diyorum.
Usulca dans ediyorsun ya, beni eğlendirmek için nice vakit harciyorsun ya, keşke her yerde olabilsen diyorum bazen...
Sırf ben üzülmiyim diye bana attığın yalanları düşünüyorum, ben daha hazır değilim diye asla söylemediğin gerçekleri bazen, bazen beni benden çok iyi tanıyan birine ihtiyacım olduğunu da..
Ve biliyor musun en çok da sana kattığım hayalleri düşünüyorum, hiç öyle biri olmamana rağmen, benim ilk yoldasım oluşunu düşünüyorum...
Sana yaşattığım en yoğun hisleri düşünüyorum, içimin en derinliklerinden gelen saf, iyi niyetli sevismelerimizi.. ve sende bıraktığı geri de kalan hayatındaki tatminsizligi...
Sinema da film izleyisimiz geliyor da aklıma, en sacmasapan film de bile senle bir filmin sadece en güzel yönlerini gördüğümü düşünüyorum, sonra usul bir köşe de seni optugumu de...
Gülüşün geliyor da bazen aklıma, bu aciz varlığımla bir şeyleri basarabildigime kanıt gibi, umut dolduruyor içime, gül nolur gül diye yalvarislarim geliyor aklıma...

30 Haziran 2013 Pazar

Gerçekler

Bir o kadar aşikar bir o kadar da hayaldir.
Bir o kadar da uzaktır gerçekleşeceklerden.. Umduğumuzdan..

Söylenenleri duyduk, yaşanılanları hissettik, ordaydık hep içindeydik, göremeyeceğimiz kadar uzakta da değildi asla, onları anlamak hiç zor da değildi.
Ki daha en basit gerçeklerdi ki, yaşatılması en zor olanlardı.
Basitliği mi kâle alınmıyordu, yoksa gerçeklerden uzaklaşmak için en normal sebep miydi?
Kimine göre gerçekler sadece bir temel üzerine bağlıydı, belki görmesi dediğim kadar kolay değildi, o temelden uzaklaşmadıkça. Biraz daha ileriyi görmeyi amaçlamadıkça...
Hohoo, çok mu uzattım ha, demek istediğim, sonuçlar, onlar bile ortadaydı, çok mu zordu gerçekleri görmek.
Ya hani, bazen bile bir an gelir, küçücük bir olayda bile, anlamak istemezsin, isteklerin, dogmaların, hislerin hepsine engel olur ya, dur orda böyle olmasın der, olmayacak der, olmamalı der, kim der meçhul, ama o ne sensindir yalan atacak, ne de gerçeklerdir senin öyle düşünmene sebep olucak, işte o şeydir, o şey....
O şey ki, insan olmaktır, o şey ki tanrının etrafımda olmadığını gösterendir, o şey ki acizliğin kanıtıdır, o şey ki şeytandır.
Ki şeytan kimdir ki, gerçekleri saklayabilecek, ki biz kimiz ki duyu organlarımızla işittiğimizi algılayamacak...
Hiç bitmeyen bir sürgün gibi, kurtulmaya çalışmaktan vazgeçmişlerde, bu lanet yerde vatanından uzak, burdaki düzene ayak uydurmaya çalışıyorlar, burdaki kıtlıkda, şiddette kendilerine yer arıyorlar... Yoksa ben mi kandırılıyorum, bu sürgünü vatanım haline getirmeye çalışan insanların yalan attığını düşünerek.
Kendi varoluşum kadar, aciz ve sakatım, ama göremiyor olmam değil, duyamıyor olmam hiç değil, hissedemiyor olmam ise külliyen yalan, fakat yapabileceklerimin sınırları ne bu acizliğime ne de bu sakatlığıma bağlı... hepsi en basit yalanların, en büyük gerçeklerden üstünlüğüyle alakalı. Hayallerin bu denli güzel olmasıyla alakalı.
Dönün bakın arkanıza ne görüyorsunuz, bütün sizden ibaret benliğinizde en ilerdeyken, ne elde ettiniz diye sormuyorum, neye sahipsiniz diye de, sadece soruyorum size ait ne var arkanızda, sizi siz yapan. Aşkınız derseniz, size verilebilecek en güzel cevap derim, peki neye aşıksınız, aciz bir bedene mi ? Siz ne yapmaktasınız onu sormaktayım, ne yaptınızda sizi siz yaptı bu arkadakiler, bir kaç çıkarcı, bir kaç kırılmış kalp, sahip olduğunuz mülkiyet ve daha çok şeye sahip olacağınız mülkiyetler mi. Cık hayır, ben onu sormuyorum size işte...
Size, sevgili insan, kalk olduğun yerden, adım at diyorum, birşeyler yap, hiçbirşey olmayacağının hayaliyle, yaptıklarının seni yansıtmadığı gerçeğiyle, gerçekleri daha az gördüğün için, kendin için, kendin için...